Bebekle veya küçük çocukla seyahat fikri, o meşhur “uçakta durmaksızın ağlayan bebek” senaryosu yüzünden başta korkutucu gelebilir. Ancak doğru hazırlıkla, o “bitkin” ebeveyn halinden çıkıp instagram fenomenleri gibi dünyayı keşfeden profesyonellere dönüşmek mümkün

Zihinsel Hazırlık: “Büyük Beklenti Toplantısı”
Seyahate çıkmadan önce eşinizle mutlaka bir “beklenti toplantısı” yapın. Kimin neyi taşıyacağı, bebekle hangi kritik noktada kimin ilgileneceği (özellikle uçuşun yorucu anlarında) önceden belirlenmelidir. Eşinizle ya da büyük çocuklarınızla görev paylaşımını basit tutun ve esnek olun; bazen en mükemmel planlanmış çizelgeler bile pratikte işe yaramayabilir. Seyahat sonrası ise, bir sonraki seferi daha iyi hale getirmek için mutlaka bir “durum değerlendirmesi” yapın.
Valiz Provası: Çantalarınızı hazırlarken bir “elbise provası” yapın. Neyin sığdığını ve neyin gerçekten gerekli olduğunu görmek hareket kabiliyetinizi artırır. Unutmayın, ne kadar az eşya, o kadar az stres!.
Ne Zaman Uçmalı? Sağlık ve Zamanlama
İdeal yaş yeni doğanlar için ilk 48 saat uçuş kesinlikle yasaktır. Ancak birkaç haftalık ve bütün uçuşlarını kısıtlayan eski kurallar, günümüzde tüm hava şikayetleri tarafından kaldırılmıştır. Bu eski yasaklar genellikle havacılık ilk zamanlarındaki yüksek irtifa uçuşlarında yolculara maskeyle oksijen verilmesi ihtiyaca ilişkindir. Uçaklardaki söz konusu ihtiyaca karşın o zamana hem çeşitli yaşlardaki çocuklara uygun maske temini güçlü hem de yeni doğan fizyolojisi bilinmiyordu. Bu nedenle hava yolları da risk almayarak belli yaş gruplarına hava yolculuğu yasaklama yolunu seçmişlerdi.
Günümüzde biliyoruz ki atmosfer basıncının düşmesi ile sıhhatli yolcuların kanlarındaki oksijen oranı %100 oranından %90-92 oranlarına iner bu duruma sağlıklı insanları kolaylıkla tahammül edebilir ve yolculuk sırasında devamlı oturulması yani güç sarf edilmemesi itibarıyla çoğu yolcu bu düşmeyi hissetmez. Gelişmiş akciğerleri ve yüksek hemoglobin seviyeleri de sıhhatli bebeklerde ayrı bir emniyet sağlar. Kabin içi hava devamlı olarak dışarıdan alınan havayla tazelendiği halde, kabin için havada bir oksijen eksikliği olmaz.
Yine de acil bir durum yoksa bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve enfeksiyon riskinin azalması için ideal olarak 3-6 ay beklenmesini öneriyoruz.
Prematüre Bebekler: Eğer bebeğiniz prematüre doğduysa veya solunum sıkıntısı varsa, kabin basıncındaki düşük oksijen seviyesi (hipoksi) risk teşkil edebilir; bu durumda mutlaka bir yenidoğan doktoru ya da çocuk doktorunun onayını almalısınız.
Hastalıklar: Hava yolculuğunun emniyette olmayacağı durumlar ağır anemiler, doğuştan kalp hastalıkları ve akciğer yapısı anormal olan yolcularda ortaya çıkar. Çocuklar için önemli olan husus, bu hastalıkların doğumda veya doğumdan sonra fark edilmemesi ve sorunu yüksek irtifa ölçüsü sırasında ortaya çıkmasından dolayıdır. Orak hücreli anemisi olan kansızlık hastalarında yüksek irtifa sorunu olabilir. (Orak hücreli annemi taşıyıcı olanlarda bir problem olmayacaktır).
Enfeksiyonlar: Yeni doğan ve çocukların hava yolculuğu sırasında mikrop kapma arasında tam bir bilgi bulunmamaktadır. Buradaki şikayetlerin daha ziyade uzun seyahat süresi ve kabin içindeki havanın aşırı kuru olmasından kaynaklandığı düşünmektedir. Tuzlu su damlaları bu durumu giderebilir. Eczanelerden alınacak olan ve serum fizyolojik adıyla satılan bu damlaların burun deliklerinden damlatılmasıyla rahatlık sağlanır.
Kabin içindeki havanın kalitesi çok tartışılan bir konudur. Uçaklarda kabindeki havanın yarısı değiştirilmektedir, yarısı için çok karmaşık işlemeden sonra kabının içine geri verilmektedir. 10.000 metre yükseklik kabin için alınan taze hava hemen hemen sterildir yani içinde mikrop yoktur. Ayrıca dışarıdan alınan hava çok sıcak olan motorların çevresinde dolaştırılarak iletilir(ilave sterilizasyon sağlanır) ve daha sonrası da kabin sıcaklığına getirilir.
Ancak yakınınızda bulunan birisinde solunum yolu enfeksiyonu varsa bebeğinizin de mikrop alma riski artacaktır.
Uçuş Saati: Mümkünse uçuşu bebeğin uyku saatine veya öğlen uykusuna denk getirin. Gündüz uçuşları da bir seçenek olsa da, akşam saatleri bazen huysuzluğu artırabilir.

Stratejik Planlama ve Ekipmanlar
Koltuk Seçimi: En ön sıra koltuklar, bebek pusetine genelde uygun olduğu için büyük avantaj sağlar. Ayrıca tuvalete yakın olmak her zaman bir artıdır.
Güvenlik: 2 yaş altı bebekler kucakta seyahat edebilir ancak en güvenli seçenek, onaylı bir oto koltuğuyla (car seat) kendi koltuğunda uçmasıdır. Anne kucağındaki 20 kg ağırlığındaki bir çocuk mecburen iniş sırasında birkaç saniye için de olsa 300 kg’a varan etki gösterebilir.
Uçak bir hava boşuna düştüğünde çocuk bağlı değilse şiddetli bir şekilde tavana çarpabilir. Araç koltuğuna sabitlenmiş bebek ve çocukların pencere kenarlarına sonuçlandırılmaları gereklidir. Bu hem acil çıkışlar için gereklidir hem de koltuk üzerinde dolaplardan üzerine bagaj şişmesi ile ilgili yaralanmaları olasılığına karşı alınacak bir önlemdir.
Bunun yanında pencere kenarı oturulan büyük çocuklar her fırsatta koridorda koşturma imkanı bulamazlar. Pek pekçok çocuğun koridor alanları veya koridorda yürüyen yolcuların ellerinde taşıdığı sıcak içeceklerin üzerine dökülmesi ile ilgili yandıkları görülmüştür. Pek çok çocuğun koridor alanları veya koridorda yürüyen yolcuların ellerinde taşıdığı sıcak içeceklerin üzerine dökülmesi ile ilgili yandıkları görülmüştür.

Kabin İçinde Hayatta Kalma Sanatı
Kulak Basıncı ve kulak ağrısı sorunu: Bebeklerin dar kulak kanalları basınçtan çok etkilenir. Kalkış sırasında kulak içinde genleşen hava östaki borusundan tahliye olmazsa ağrı oluşur. Aynı ağrı sadece kalkışlı değil iniş sırasında baş gösterebilir.
Bebeğinizin burnunun tıkanması orta kulak basıncını artırarak ağlamalara sebep olacaktır. Eğer burnu tıkalıysa yolculuktan önce altı aydan bir çocuklara dekonjestan yani burun açıcı damlaların (Otrivine, Rhinfant, İliadin gibi) damlatılması yolculuk sırasında burnu açık tutarak kulak ağrısını engelleyebilir.
Kalkış ve iniş sırasında bebeğinizi emzirin, biberon veya emzik verin; yutkunma hareketi kulaklarını rahatlatacaktır. Bunları yapamıyorsanız inişte ve kalkışta kulaklarını kapatın.
Kulaklarında tüp olan çocuklarda hiç ağrı olmaz. Onlar için özel bir önleme gerek yoktur.
Hayatta Kalma Kiti: El bagajınızda bolca bez, ıslak mendil ve yedek kıyafet bulundurun. Altın kural: Sadece bebek için değil, kendi üzerinize dökülebilecek kazalar için kendinize de yedek bir tişört alın!
Yeni Oyuncak Etkisi: Daha önce hiç görmediği 1-2 küçük oyuncağı paketleyip uçakta vermek, onları uzun süre oyalayabilir.
Kabin içinde bebeğinizin beslenmesi: İniş ve kalkış sırasında Bebeğinizi beslemek östaki tüpünün boşalmasını sağlayarak kulak ağrısını engelleyebilir. Emzirmek, büyük çocuklarda sakız çiğnetmek kulak basıncını azaltır.
Uçuş sırasında ağız kuruluğu olur. Uçak kliması havanın nemli almasından dolayı hava kurur. Bu nedenle çocuğunuza ara ara sıvı teklif etmelisiniz.
Gaz sorunu: Yüksek irtibata bağırsak gazları %20 oranında genişler. Bu da yolculuklarda şişkinlik hissi uyandırır. Gıdalarını emerek alan bebeklerde gaz yutma daha fazla olduğundan gözlenen huzursuzluk kulak ağrısından çok gaz sancısına bağlı olabilir.
Aileler bebeklerini uçakta fazla beslememeli ve öğünlerin bazılarını iniş ve kamışlara denk getirmeye çalışmalıdır.
Büyük çocuklarda uçuş öncesi alınacak Simethicon içeren ilaçlar (Metsil, Sabsimplex, vs) gaz sancısına azaltabilir..

Havalimanı Taktikleri
Enerji Patlaması: Uçağa binmeden önce çocuğunuzun terminalde bol bol hareket etmesine ve enerjisini atmasına izin verin.
Kevin McCallister Kuralı: Bavullarınızı her durakta sayın! Seyahat beşiğini veya car seat’i bir yerlerde bırakmak istemezsiniz.
Son bir not: Bebeğiniz uçakta ağlarsa lütfen panik yapmayın; sizin stresiniz doğrudan ona geçer. Çevredeki insanlar için endişelenmek yerine bebeğinize odaklanın; çoğu yolcu bu durumu anlayışla karşılayacaktır. Hazırlıklı olun, esnek kalın ve bu benzersiz anıların tadını çıkarın!. İyi yolculuklar!
